28 Mayıs 2014 Çarşamba

AKP'Lİ MECZUP F.S. "HELAL GENELEV"DE İŞ ÜSTÜNDE YAKALANDI


        AKP'Lİ MECZUP F.S. "HELAL GENELEV"DE İŞ ÜSTÜNDE  YAKALANDI

          ŞUBELERİ ŞİMDİLİK GİZLENEN "HELAL GENELEV"LERE AKP'LİLER RAĞBET EDİYOR...



23 Mayıs 2014 Cuma

ZEKİ SEZER CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN ADAY GÖSTERİLMELİ


SEVGİLİ MUHALEFET LİDERLERİM...
BU ÜLKEDE KAÇ SİYASETÇİ TEMİZ KALMAYI BECEREBİLDİ?
HADİ BİR DÜŞÜNÜN...

KATİL TAYYİP VE RÜŞVETÇİ ÇETESİNİN DERHAL İSTİFA ETMESİ GEREKİYOR


KÖMÜR MADENLERİNDE  KAYIT DIŞI 2076 ÇOCUK İŞÇİ

TÜRKİYE Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın çocuk işçilere ilişkin araştırması madenlerin çocuk işçilerini gözler önüne serdi.

Rapora göre yasal olarak madenlere inmesi mümkün olmayan 15 yaşında 164, 16 yaşında 334, 17 yaşında 274 çocuk işçi var.
TÜRKİYE Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Soma kazasıyla beraber gündeme gelen madenlerdeki çocuk işçiliği araştırdı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine dayanılarak yapılan araştırmaya göre, kömür ve linyit madenlerinde çalışanların yüzde 4.2’si çocuk. Sadece kömür ve linyit madenlerinde 2 bin 76 çocuk çalışan var. Bu çocuklar 15-19 yaşında. Madendeki çocuk işçilerin yüzde 85.5’lik bölümü kayıtdışı, ellerine geçen aylık gelir de sadece 226 lira. TÜİK’in 2012 yılı hane halkı işgücü anketinin alt detaylarına inerek çalışmayı gerçekleştiren TEPAV Analisti Güneş Aşık, “Hane halkı işgücü anketinde 15 yaşın altındaki çocuklar görülmüyor. Bu nedenle söz konusuu istatistikler yalnızca 15 yaşından büyüklerin durumunu göstermektedir” notunu düştü. Araştırmada “madenlerin çocuk çalışanlarıyla” ilgili olarak ortaya çıkan rakamlar şöyle oldu: 


YÜZDE 14.5’İ KAYITLI

Verilere göre, kömür ve linyit çıkaran işçilerin 164’ü 15 yaşında, 334’ü 16 yaşında, 274’ü 17 yaşında, 916’sı 18 yaşında ve 
388’i 19 yaşında. Bir başka acı gerçek ise kömür ve linyit çıkarılmasında çalışan 18 yaşın altındakilerin yalnızca yüzde 14.5’i kayıtlı istihdam ediliyor. TÜİK’in mikro veri setine göre, çocuk çalışanların aylık ortalama net geliri ise sadece 226 lira. 18 yaş ve üstündeki çalışanların çalışma süresi 51 saat olarak görünürken, 18 yaşın altındakilerin çalışma saati süresi 32 saat. Bu da günde 6 saatten fazlaya tekabül ediyor.

SEKTÖRDE SAYI 5 BİN

Madencilik sektörü sadece kömür ve linyit çıkarılması işlerinden ibaret değil. Söz konusu sektörde ham petrol ve doğalgaz çıkarımı, metal cevherleri madenciliği, diğer madencilik ve taş ocakçılığı ile madenciliği destekleyen hizmet faaliyetleri de bulunuyor. Tüm bu sektörlerin toplamı çerçevesinde madencilik sektörüne bakıldığında ise, 113 bin çalışanı olan sektörde 15-19 yaş arasında çalışanların sayısı 5 bin 308 olarak görülüyor. Tüm madencilik sektöründe çalışanların 361’i 15 yaşında, 519’u 16 yaşında, 508’i 17 yaşında, 2 bin 949’u 18 yaşında ve 971’i 19 yaşında. 18 yaş altındaki çalışanların kayıtdışılık oranı madencilik sektörü itibariyle yüzde 47.1. 18 yaş üstündekilerde ise bu oran yüzde 12.3. Madencilik sektörü itibariyle 18 yaş altında çalışanların aylık geliri net 467 TL iken; 18 yaş üstündekilerin geliri 1172 TL.
ÇOCUK ÇALIŞAN SAYISI 1.3 MİLYON
TÜİK’in 2012 tarihli hane halkı işgücü istatistikleri, Türkiye’de çalışanların yüzde 5.39’unun 15-19 yaş arasında olduğunu gösteriyor. Yani 24.8 milyonluk toplam istihdam rakamının 1.3 milyonu 15-19 yaş arasında.  Bu rakamın 149 binini 15 yaşındaki çocuk çalışanlar oluşturuyor. Yine istatistiklere göre 18 yaş altındaki çocukların yalnızca yüzde 17’sinin sosyal güvencesi var. 
Yasalar ne diyor?
ÇOCUK işçilerin çalıştırılmasına ilişkin hukuki çerçeve, 14 yaşını doldurmuş çocukların okullarını aksatmaması koşuluyla güvenli iş ortamında hafif işlerde çalıştırılmasına izin vermekle birlikte, çok açık bir biçimde maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi alanlarda çalıştırılmasını yasaklıyor.
Toplam çocuk işçi sayısı* Madende çalışan çocuk işçi sayısı*

15 Yaş 149 bin 164
16 Yaş 216 bin 334
17 Yaş 288 bin 274
18 Yaş 340 bin 916
19 Yaş 345 bin 388
Toplam 1.34 milyon 2.076
Kaynak: TUİK, 2012 Hane Halkı İşgücü Anketleri

* Yaklaşık Rakamlar


YÜZDE 85’İ KAYITDIŞI
Çocuk işçiler Madende çalışan çocuk işçiler
Kayıtdışı Çalıştırılma Oranı 83% 85,50%
Haftada Çalışılan Ortalama Saat 47 saat 32 saat
Aylık ortalama net kazanç 410 TL 226 TL
Kaynak: TUİK, 2012 Hane Halkı İşgücü Anketleri

22 Mayıs 2014 Perşembe

AKP'NİN İBNESİ: FİKRİ SOLMAZ

SENİN İÇİN İBNE DİYORLAR FİKRİ...
DOĞRU SÖYLEMİŞLER İBNE AKP'Lİ FİKRİ...





21 Mayıs 2014 Çarşamba

OROSPU BÜYÜKERŞENCİİİM, SEN ÖNCE RÜŞVET İŞLERİNDEN BİR SIYRIL



ESKİŞEHİR HALKINI ZEHİRLEYEN AŞAĞILIK ADAM...
CEMALETTİN SARAR'IN FABRİKASI...
ESKİŞEHİR HALKININ CANINDAN DAHA MI DEĞERLİ?
SENİ BAŞTACI EDEN ESKİŞEHİR HALKINI ZEHİRLİYORSUN...
ALLAH BELANI VERSİN...


SEVGİLİ PARAFESÖRÜME AÇIK MEKTUP

Bana kızıyorsun, küfür ediyorsun, haberim oluyor.
Fakat ne kızmaya, ne küfretmeye, ne de benden şikayetçi olmaya hakkın yok.
Eskişehir halkına malolan, Eskişehir halkının sevdiği ve değer verdiği için baştacı yapıp defalarca seçtiği bir şahısın hem hırsız, hem rüşvetçi olması beni kahrediyor...
Suçun çok büyük…
Suçlusun ve suçlu olduğunu kabul etmiyorsun.
İşte bu sebeple diyorum: Hem şerefsizsin… Hem namussuzsun…
Eskişehir halkına zerre kadar saygın yok. Fakat bunu Eskişehir halkı bilmiyor.
Adam biliyor, dürüst biliyor, şerefli biliyor...

Adam olsaydın sözümü dinlerdin, rüşvetçi savcıların tezgah işlerinden uzak dururdun…
Ilgaz mafyasının kirli işlerine ortak olmazdın.

Profesör yerine parafesör diye hitap edince benden davacı oldun.
Hakaret etmişim…
Ulan şerefsiz adam…
Sen hırsızsın dedim… Hırsızlıklarını sıraladım…
Sen rüşvetçisin dedim… Rüşvet işlerini sıraladım…
Adam olsaydın, bana iftira davası açardın, hırsızlık ve rüşvet işlerini ispata davet ederdin…
Hakaret davası açmazdın…
Parafesör demek ne zaman hakaret oldu?
Parafesör demenin cezası ne kadar?
Hakim Erol Özdemir’in cebine beş yüz bin dolar soktun…
Beni üç buçuk sene hapse mahkum ettirdin…
Be şerefsiz namussuz adam…
Parafesör dediğim için üç buçuk sene hapisle cezalandırıldığımı avukatlar duysa…
sana da, Hakim Erol Özdemir’e de götleriyle gülerlerdi…
Hırsız köpek…
Adam olsaydın mahkemelerden kaçmazdın…
Hem davacı oluyorsun, hem mahkemelere gelmiyorsun…
Sen salak mısın?

Beni iftiralarla iki ay cezaevinde susturdun da ne geçti eline?
Beni 120 gün tımarhaneye kapattırdın da ne geçti eline?
Sikin mi uzadı orospu çocuğu?

Çıktım… 
Doğru bildiklerimi yine anlattım…
Senin para gücün beni susturmaya yetti mi?
Senin paran ancak rüşvet yedirdiğin savcılara, hakimlere geçer…
Savcı Hasan Gönen’e… Savcı Celalettin Karanfil’e… Savcı Salih Gündeş’e geçer…
Sen ancak Cemal Gürsel Sarıca isimli şerefsiz savcıyı satın alabilirsin…
Rüşvetçi Erol Özdemir’i satın alabilirsin…
Beni asla…

Bunları geçtik…
Adın Cumhurbaşkanlığı makamı için öne çıkınca mecburen müdahale ettim.
Çünkü bir hırsız uğursuz rüşvetçi namussuzdan Cumhurbaşkanı olmaz…

Fakat illa da “Cumhurbaşkanı olmak için adayım” diyorsan…
Bu sorularıma cevap ver…
Vereceğin cevapları kamuoyu ile paylaş…
Ben de seninle uğraşmaktan vazgeçeyim…
Cevap verebilirsen, kamuoyu önünde senden özür dileyeceğim…
Namuslu ve şerefli bir adam olduğunu anlatacağım.
Hodri meydan…

İşte sorularım:

1). 2004 senesinde bizzat sana hitap ederek cevap beklediğim mektubuma (yasal cevap hakkımı hatırlatmama rağmen) neden cevap vermedin? Kaçak yapılmış sahte ruhsatlı Ilgaz villaları neden seni tedirgin etti? Ortasından geçen ve Ilgaz mafyasının barikatla kapattığı Eski Değirmen Yolu umuma açık mı değil mi?

2). Eskişehir Adliyesi içinde avukatın Cemal Okan Yüksel’le konuştuk. Bana dedi ki: “Ilgaz villalarında yasadışı bir konu yok. Arazi sit alanı değil, villalar kaçak değil, ruhsatları sahte değil. Ben de o villalardan birini alacaktım fakat param yetmedi…”

Bu konuşmanın kaydı elimde. Gerçekleri belgeleriyle bilmeme rağmen, avukatın ısrarla neden bana yalan üstüne yalan söyledi? Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçların verdiği ve kamuoyuna ısrarla sunduğum belgenin sahte olduğunu söyleyebilirsen, sen doğru adamsın. Fakat Mehmet Kılıçlar doğruyu anlatıyorsa, senin avukatın Cemal Okan Yüksel şerefsiz namussuz yalancının teki… Senin adına bu cevabı bana veriyorsa, sen de şerefsiz namusuz yalancının tekisin…

Fakat araştırdım, soruşturdum, Konya’lara bile gittim… Emniyet genel Müdürü Mehmet Kılıçlar’ın anlattıkları doğru çıktı. Arazi 1. dereceden korunması gereken sit alanı, çok sayıda villa ve havuz yapılarak 2863 sayılı yasaya muhalefet suçu işlenmiş. 

3). Sahte ruhsatlı kaçak Ilgaz villalarının en az otuzunda senin parmağın var. Bunun yalan olduğunu kamuoyuna açıkla.

4). Sahte ruhsatlı kaçak Ilgaz villalarının açılışını yapmadığını söyle.

5). Şehir içindeki tüm fabrikaları şehir dışına çıkardın. En son ETİ GIDA taşındı, 10 sene önce… Şehir içindeki SARAR TEKSTİL'e (Sümer Mahallesinde Eski Sümerbank Basma Fabrikası) şehir dışına taşınması yönünde tebligat gönderdin mi? 

Cemalettin Sarar’la anlaşamayan bir adamsın. SARAR TEKSTİL’in yerinde kalması konusunda nasıl bir anlaşma yaptın? Cemalettin Sarar’dan ne kadar rüşvet aldın? 

6). Rüşvet karşılığında göz yumduğuna inandığım Sarar Tekstil’in arıtma tesisi çalışmıyor. Tekstil boyaları havuzlarda zivt gibi çamurlaşmış. Bunu defalarca kamuoyuna duyurdum. Her yazdığımı okuyan Büyükerşen, bu konuda hangi adımları attı?

Tekstil boyası en tehlikeli zehirlerden biridir. Arıtılmayan boyalı su Porsuk Çayına akıyor ve Porsuk çayından tarla sulayan, bahçe sulayan yüzlerce vatandaşımız var. 

Sümerbank Basma Fabrikası (şimdiki Sarar Tekstil fabrikası) devletin elindeyken Porsuk çayında balıklar yüzüyordu. Yasadışı bir şekilde özelleştirilip Cemalettin Sarar'a teslim edildikten sonra Porsuk Çayı'nda canlı kalmadı. En tehlikeli zehirli boyaları kullanarak halkı zehirledikleri gibi, atık boyaları Porsuk Çayı'na akıtarak Eskişehir halkını da zehirliyorlar.

AKP'li rüşvetçi Cemalettin Sarar’ın fabrikası, vatandaşın canından daha değerli olmalı ki… 
Rüşveti yeyip gözlerini kapatıyorsun…

Sarar Tekstil'in birinci dereceden korunması gereken sit alanı üzerinde olduğunu, bu yasa dışı işe göz yumduğun konusunu bak burada açmıyorum.

Eskişehir Valisi'nin yardımcılarından birisinin: "Sahte ruhsatlı kaçak villalar konusunda baş suçlu Büyükerşen'dir" dediği ve kaydettiğim sözleri de açmıyorum.

SEVGİLİ PARAFESÖRÜM…

Beni suçlayacağına, bana kızacağına, beni şikayet edeceğine…
Eğer adamsan… Çıkarsın meydana…
İşte yukarıya sıraladığım sorulara cevap verirsin…
Hadi bekliyorum…
Canın ciğerin PKK’lı Özgür konusunu bir başka güne bırakıyorum.
Özgür konusunda anlatacağım çok şey var… Zamanı var…

Sahtekar namussuz yalancı avukatın Cemal Okan Yüksel’e küfürlerimi iletiver bir zahmet…

Sayın rüşvetçi hırsız parafesörüm…

Kenan Akkuş (esrehber)

ÖNCEKİ İDDİALARIMI SUNMAYA DEVAM EDECEĞİM: 

İŞTE BÜYÜKERŞEN'İN RÜŞVETLERİ VE YOLSUZLUKLARI

AŞAĞIDAKİ YASADIŞI İŞLER, ARAŞTIRILMASI VE GEREĞİNİN YAPILMASI İÇİN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA ARZ OLUNUR: 

1). Rektörlük yaptığı Anadolu Üniversitesi'nin inşaat ihalelerini, ihale dahi yapmadan ILGAZ AŞ ortaklarına vermiştir. Karşılığında kızı, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi karşısındaki ILGAZ AŞ'ye ait SHELL PETROL İSTASYONU'na ortak edilmiştir.Müfettişlerce araştırılması...

2). Bu üniversitenin adı Osmangazi olmuştur fakat, Rektörlükten ayrılmasına rağmen, Osmangazi Üniversitesi'nin inşaat ihalelerini yine ILGAZ AŞ'ye ihalesiz verilmesini sağlamış, bu hizmeti karşılığında ILGAZ AŞ'den milyonlarca dolar rüşvet almış, bu yasadışı işler senelerce sürmüştür. Müfettişlerce araştırılması...

3). Büyükerşen, ILGAZ AŞ'ye ait Eskişehir Sümer Mahallesi Kızılyer Mevkii'nde bulunan birinci dereceden korunması gereken 3 bin yıllık sit alanına yapılan kaçak villalara rüşvetler karşılığında ve "tadilat" kılıfı altında "sahte ruhsatlar" düzenlemiş, bu kaçak villalar grubunun kurdelalı açılışını dahi yapmıştır. Oysa bu sit alanı "tarım alanı"dır, imara kapalıdır, temel kazılması ve inşaat yapılması da 2863 sayılı yasamıza göre suçtur. Haziran 2005'te yürürlüğe giren yeni sit alanları yasamız "Sit alanları, halka açık park ve bahçe olarak düzenlenebilir" derken, söz konusu sit alanında özel villalar ve kapılarında korumalar vardır. Üstelik bu sit alanının tam ortasından geçen Eski Değirmen Yolu umuma açık olduğu belgeli olmasına rağmen, barikatlarla kapatılmıştır ve silahlı eşkiyalar nöbet beklemektedir. Müfettişlerce araştırılması...

4). Yılmaz Büyükerşen bir kamu görevlisidir. Yani kamu yararına çalışmak için aday olmuş, Eskişehir halkının yararına hizmet sunmak için Başkan seçilmiştir. Kamu görevlilerinin bir başka şirketlere ortak olması, yöneticilik yapması, başkanlık yapması ve hatta üyelik yapması suçtur. Yılmaz Büyükerşen, rektörlüğü döneminde üniversite bünyesinde bir çok vakıf ve şirket kurdu. Bu vakıf ve şirketlerin birçoklarında başkanlık, üyelik, yöneticilik ve ortaklık yaptı. Bu vakıf ve şirketlerle ilişkisi direkt ya da kızları ve damatları şeklinde devam etmektedir ve Büyükerşen'in cebine milyon dolarlar akmaktadır. İşte bu vakıf ve şirketler: "Eğitim Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı, Endüstriyel Kalkınma Vakfı, Eskişehir Öğretim Vakfı, İçem İşitme Özürlü Çocuklar Eğitim ve Araştırma Vakfı, Güçlendirme Vakfı, Eğitim Teknolojisi ve Yaygın Eğitim Vakfı,Etam Eğitim ve Tanıtım Müşavirlik Hizmetleri AŞ, Genpa Gıda ve Baskı Malzemeleri Genel Pazarlama ve Dağıtım Sanayi ve Tic. AŞ, Tuna Turistik Tesisleri, Arom Araştırma Organizasyon Pazarlama Müşavirlik Hizmetleri, Pak Temizlik İşleri Sanayi ve Tic. AŞ,Stüdyo Sistem Dizayn Ltd... Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

5). Büyükerşen "Danışmanlık ihalesini" usulsüz yaptı ve 1 milyon 260 bin YTL (Eski paramızla 1 trilyondan fazla) kamuyu zarara uğrattı: 5393, 5018 ve 4734 sayılı yasalar uyarınca Belediye Başkanlarının ihale yapma yetkileri ellerinden alınıp, bu yetki memur olan birim amirlerine verildi. Bu değişikliğin amacı, siyasi bir kişi olan belediye başkanının ihale yaparken memurları baskı altına almamasıydı. Böylelikle kamu yararına ihale yapılması sağlanacaktı. Ancak... Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin danışmanlık ihalesi'ni, Fen İşleri Daire Başkanı vermesi gerekirken, ihaleyi bizzat Yılmaz Büyükerşen yaptı. Üstelik ihaleden sonra, ihale verilen firma lehine şartname değitirildi. Bu İhale "çok yüksek fiyat verene" Yüksel Proje isimli firmaya verildi. Oysa bu ihaleye teklif veren firmalardan biri 1 trilyon 260 milyar TL daha az teklif vermişti. Büyükerşen, neden Yüksel Proje isimli firmayı kayırdı? Üstelik bu firmanın belgeleri yasalara uygun değildi. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

6). Büyükerşen'in beton yolsuzlukları: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan çok sayıda büyük inşaatlarda kullanılan hazır beton, piyasa fiyatının tam üç katı ödenerek satın alındı. Belediyenin kasasından çıkan her kuruşun üçte biri beton olarak ödenirken, üçte biri firma sahibinin cebine haksız kazanç olarak girdi, kalan üçte birlik kısım da Büyükerşen'in cebine rüşvet olarak girdi. Yani Büyükerşen, beton firmalarıyla anlaşarak Belediyeyi soydu, firma sahipleriyle bölüştü. Bu nasıl oldu: Büyükşehir Belediyesi'nin metreküpüne 204 YTL ödeyerek aldığı hazır beton, Eskişehir'in tanınmış büyük beton şirketlerinde 60 YTL'dir ve belgelidir. Oysa Büyükerşen ve anlaştığı karanlık şirketler, faturaları şişirerek 204 YTL göstermiştir, kamu yararına çalışması gereken bu adam kamuyu trilyonlarca zarara uğratmıştır. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

7). Yılmaz Büyükerşen, Büyükşehir Belediyesi'nin reklam işlerini yapan Gerbay Elektronik Reklam Ltd Şti'nin ortağıdır ve bu ortaklık hissesi yüzde 60'tır.Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

8). Büyükşehir Belediyesi'nin Eskişehir'deki tüm havuz, heykel, kent mobilyaları, aydınlatma projeleri, inşaat işleri, park ve bahçe düzenlemeleri, dekorasyon ve restorasyon işlerini ART MEKAN Ltd. Şti. yapmaktadır. Yılmaz Büyükerşen bu şirkete (dolaylı) ortaktır. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

9). Büyükşehir Belediyesi'nin altyapı işlerini ESKAY Yapı isminde bir şirket üstlenmiştir. Büyükerşen bu şirkete (dolaylı) ortaktır. Bu şirketin ortakları Nesrullah Mermer (Büyükerşen adına ortaktır) ve Yasemin Tuna... (Yasemin Tuna Büyükerşen'in damadının kızkardeşi).

10). Yılmaz Büyükerşen, Belediye'nin parasını akla hayale gelmeyecek şekilde çarçur ederken, kendini ve ortaklarını da on köşe döndürmüştür. İşte bunlardan biri de "korsan gemisi"dir. Bir buçuk trilyona mal olan "korsan gemisi"nin tepesine Türk bayrağı asılmıştır. Bir korsan gemisinde Türk bayrağının ne işi vardır? Bu gemiyi inşaa eden MİMA İnşaat'ın ortakları Mesut Mermer (Nesrullah Mermer'in kardeşi) ve Şenay Mermer, (dolaylı) ortaklarından biri de Büyükerşen'dir. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

11). Yılmaz Büyükerşen, ortak olduğu bir çok şirketlerde Nesrullah Mermerisminde bir şahısı kullanmaktadır. Bu şahısın Belediye içinde işçi olduğu tahmin edilmektedir. Bu şahsısın şirket sahibi kardeşi Mesut Mermer ile de ortaklık ilişkileri vardır ve ancak defterler karıştırılırsa ortaya çıkar. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...
12). Yeminli Mali Müşavirlik: Büyükşehir Belediyesi bünyesinde olan şirketleri işte bu şirket denetliyor. Büyükerşen, 1998-2004 yılları arasında bu şirketin ortağıydı. Hissesini 2004 senesinde Anadolu Üniversitesi'nde öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Hekman'a devretti. Ancak başka bir isimle (dolaylı olarak) yine bu şirkete ortak olduğu biliniyor. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

13). ART MEKAN: Ortakları Nesrullah Mermer, Hatice Tül Kübra Uzel. Yılmaz Büyükerşen'in kızı Burcu Tuna, 2000 yılına kadar bu şirketin yüzde 35 ortağıydı. 2000 senesinde hissesini devretti. Ancak Büyükerşen'in ortaklığı Nesrullah Mermer adıyla (dolaylı olarak) devam ediyor. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

14). GÜÇLÜ İNŞAAT: Büyükşehir Belediyesi'ne 7 milyon Euro'luk alt yapı ve kanalizasyon işi yaptı. Ortakları arasında Mustafa İşçibaşı var ve bu şahıs Büyükerşen'in damadı. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

15). GERBAY ELEKTRONİK: Ortakları: Yılmaz Büyükerşen yüzde 60, Nesrullah Mermer yüzde 6... Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

16). MUSTAFA İŞÇİBAŞI: Büyükerşen'in kızı Yaprak'ın kocasıdır. Büyük inşaat şirketlerine, Yılmaz Büyükerşen'in sermaye akıtmasıyla ortak olmuştur. Ortak olduğu şirketler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nden büyük çapta işler almaktadır. Güçlü İnşaat şirketindeki hissesi yüzde 19'dur fakat ceplerine akıtılan miktar ortaklığının çok üstündedir. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

17). YAVUZ TUNA: Büyükerşen'in kızı Burcu'nun kocasıdır. Gerbay Reklam'ın kurucusu ve ortağıdır. Ortaklık hissesini Büyükerşen'e devretmiştir. Bu devir işleminden sonra ticari faaliyetlerine son vermiş ve Ergenekoncular arasıda aktif görev üstlenmiştir. 

FETİH ÖZGÜR DEMİRDAŞ NASIL MEDYA PATRONU OLDU, HADİ GELİN ARAŞTIRALIM…

BU SORULARI SORUN BÜYÜKERŞEN’E:

1). Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin bilboardları kim tarafından işletiliyor?
2). Bilboardların işletimi ihale ile mi, yoksa ihalesiz mi veriliyor?
3). Bilboardlara asılan reklamların bedeli birebir tahsil ediliyor mu?
4). Büyükşehir Gelirler Müdürlüğü bu işi takip ediyor mu?
5). Pusula Medya kimdir?
6). Pusula Medya’nın sahibi Özgür Fethi Demirtaş mı?
7). PKK’lı Selahattin Demirtaş ile Pusula Medya sahibinin akrabalığı var mı?
8). Foto Özgür ile Pusula Medya aynı firma mı?
9). İhalesiz verdiğin bu işte senin payın ne kadar?
10). Bilboardlardan elde edilen gelir nereye gidiyor?

Eskişehir Valisi Kadir Koçdemir bu iddialarımı işleme koydu fakat Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı örtbas etti…
ADALET…

Kenan Akkuş (esrehber)



14 Mayıs 2014 Çarşamba

SOMA KATLİAMINDA BİN İŞÇİ CAN VERDİ.


HIRSIZ TAYYİP VE RÜŞVETÇİ ÇETESİ YALAN SÖYLÜYOR...
İŞTE GERÇEK RAKAM:
SOMA KATLİAMINDA BİN İŞÇİ CAN VERDİ...
...






BUNLAR ADAM DEĞİL.
BUNLAR MADAM...
DOMALTIP DOMALTIP UYDURACAKSIN...
ANCAK BUNDAN ANLARLAR...
PİSLİK SURATLI KÖPEKLER...



13 Mayıs 2014 Salı

KATİL TAYYİP VE ŞEREFSİZ RÜŞVETÇİ ÇETESİ BU CİNAYETE DE BİR KILIF UYDURSUN



KATİL TAYYİP VE  RÜŞVETÇİ ÇETESİ  BU CİNAYETE DE BİR KILIF UYDURSUN

BAKIN ŞU OROSPU ÇOCUKLARININ YAPTIKLARINA

Soma'da meydana gelen maden kazalarıyla ilgili CHP'li milletvekillerinin hazırladığı bir araştırma önergesinin 29 Nisan 2014 günü TBMM'de reddedildiği ortaya çıktı.

CHP Manisa milletvekili Özgür Özel’anlatıyor:

“Bizim 23 Ekim tarihinde, 60 vekilin imzasıyla 20 gün önce reddedilen meclis araştırma önergemiz vardı.
Her ay üç ayda bir ölümlü ve yaralamalı kazalar oluyor.
10 kez üst üste kaza yaşandıktan sonra en son kapatılmıştı.
Onlarca cezaya rağmen bunlar önlenemiyor.
Benim hazırladığım meclis komisyonu kurulması önerisinde, Soma’daki kazaların mercek altına alınmasını önerdik. MHP ve BDP ’nin desteği aldık.
20 gün önce maalesef reddedildi.
Bu noktaya geleceği dünden belliydi.
Her gün işçi hayatının tehdit altında olduğuyla ilgili ihbarlar alıyoruz.
Bu kadar ağır bedel ödedikten sonra olmamalıydı.
Meclis’in hatta DDK’nın el koyması gerekiyor.
Biz Manisa milletvekilleri olarak bıktık madenci cenazesine gitmeye.
Bu acıya ne bizim ne ailelerin yürekleri dayanmıyor.”


Kenan Akkuş




YA DEVLET BAŞA...
YA KUZGUN LEŞE...
BU KADAR YETER...
ALAYINIZIN ANASINI SİKEYİM...

10 Mayıs 2014 Cumartesi

HÜSEYİN ÇELİK'İN TEK YUMURTA ÜÇÜZLERİ


HÜSEYİN ÇELİK'İN TEK YUMURTA ÜÇÜZLERİ

Hüseyin Çelik isimli soytarı ne zaman bir açıklama yapsa…
Mutlaka muhalefeti iğneler…
Aşağılar…
Aklı sıra rezil eder…
Oysa rezil kepaze olan her zaman kendisidir…
Abuk sabuk laflar eder…
Küfürlerime muhatap olur…
Son abukluğu: Abdullah ile Tayyip’i Arapça kelimelerle “birbirini tamamlayan eküri” olarak anlatması…
Kıçımla gülmeme sebep oldu…
Tayyip’le Abdullah eküri…
Fakat Necdet’i unutmuş…
Tek yumurta üçüzleri…
Tayyip Cumhurbaşkanlığı’ndan feragat ederse…
Biliniz ki bu defaki adayı “Canı kardeşi” Necdet Özel olacak…
Yedikleri içtikleri ayrı gütmez oldu bunların…
Birbirlerini okşamaktan eleştirmeye fırsatları yok…
Kafa yapıları aynı… Yolları aynı… Hedefleri aynı…
Becerdikleri tek şey: Ülkenin, Milletin anasını bellemek…
Allah belanızı versin…
Boyunuz posunuz devrilsin…
Kalıbınız tez zamanda dinlensin…

Kenan Akkuş (esrehber)






BEKİR BOZDAĞ'IN FEZLEKESİNİ YOK EDEN RÜŞVETÇİ SAVCI GÖKHAN KARABURUN



BEKİR BOZDAĞ'IN FEZLEKESİNİ YOK EDEN RÜŞVETÇİ SAVCI GÖKHAN KARABURUN

İŞTE SİZE HIRSIZ TAYYİP'İN GÖTÜNÜN KILI:

Fetullahçıydı...
Şimdi Tayyip'in götünün kılı oldu...
Eskişehir'de yemediği bok kalmadı...
Onlarca kere ihbar ettim...
Yargıtay'a... Adalet Bakanlığı'na...
Örtbas ettiği cinayetleri, banka hortumculuğunu...
Sahte ruhsatlı kaçak villaları...
Esrar eroin ticaretini...
Tarihi eser kaçakçılığını...
Sanki ben devletin savcısıydım...
İşte bu şerefsiz de Mafyaların suçbirlikçisi...
Her ihbarımdan sonra bana onlarca dava açtı...
Hiç bir duruşmaya gelmedi...
Mahkemelerden kaçtı...
Fakat cezaevinde ayağıma kadar getirdim rüşvetçi pisliği...
Cezaevi müdürüne yalan üzerine yalan söyletti...
Savcı değil, bir pislik...
AKP'nin pisliği...
Yediği rüşvetler anasının A'dan çıksın...
Kara kaplı defterimdeki asılacak ilk namussuz...
Keser döner sap döner...

Kenan Akkuş (esrehber)


BAŞKEPAZE'NİN FALINDA İKİ YOL GÖRÜNÜYOR:

Biri Mazhar Osman'a...
Diğeri darağacına gidiyor...

Seçmek "başkepazenin" hakkı...







CİNAYETE KAZA SÜSÜ VERDİLER

İFADE VEREBİLECEĞİM NAMUSLU VE ŞEREFLİ BİR SAVCI BULAMIYORUM

Akp kurucusu katiller işte:

ŞENOL ILGAZ
MUSTAFA ILGAZ
İSMAİL ILGAZ
MEHMET ILGAZ
ASIM ÇINAR

Eskişehir savcıları cinayete kaza süsü verdi…
Öldürülen Ruhi Güner’e otopsi yapılmadı…
Jandarma ifade tutanağı 5 defa değiştirildi…
Başbakan Tayyip’in emriyle:
Cemal Gürsel Sarıca isimli savcı bu cinayeti kararttı…

Çünkü yukarıda isimleri sıralı beş adet katil AKP’liydi…

Savcı odalarına giderek ısrarla ifademin alınmasını talep ettim.
Her defasında kovuldum…

Öldürülen Ruhi Güner CHP'li olmasına rağmen...
Bu cinayetle CHP'liler bile ilgilenmiyor...

Hiçbir kimse güven içinde değildir…
Her an siz de öldürülebilirsiniz…

Kenan Akkuş (esrehber)







KATİL TAYYİP’İN CİNAYETİNİ ÖRTBAS EDEN SAVCI

HABİP KORKMAZ ŞİMDİ ÇORLU BAŞSAVCISI

https://www.facebook.com/kenan.akkus.eskisehir (Tayyip'in emriyle kapatıldı)







HADİ ŞİMDİ SÖYLEYİN...

Hangi savcı bu hainler için iddianame hazırlayabilir?
Hangi hakim yargılayabilir?
... ve hangi gazete yayınlayabilir?

Bu cinayeti benden başka kamuoyuna sunan var mı?

Öldürülmeyi çoktan hak ettim de...
Beceremiyorlar...

Eğer ki bu hırsızlar yargılansaydı...
Binali'nin de kellesi kopardı...
Hırsız Tayyip'in de...
Tornavidacı Feridun ötmeye karar verince...
Adalet Bakanı Bozeşşeğin emriyle dava kapatıldı...

Kenan Akkuş (esrehber)





MUHSİN YAZICIOĞLU'NU BAŞBAKAN TAYYİP ÖLDÜRTTÜ

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldüğü günden beri ısrarla “Hizbullah'ın suikastı sonrasında öldürüldüğünü” duyurmaktayım.

Ortada kazadan öte bir olay var ve devlet büyüklerimiz ilk beyanlarında (başta cinayetleri örtbas etmekle meşhur Cemil Çiçek ve Hizbullahçı Tayyip) “Bu bir kazadır” diyerek, suikast olabileceği akla dahigetirilmeyerek önyargılarını ortaya koymuşlardır.

Zaten enkaza ilk ulaşanların ve delilleri karartanların kimler olduğu ortadadır. 3 bin kişinin ve 25 helikopterin katıldığı kurtarma operasyonu tamamen fiyasko olduğu gibi, tamamen düzmece ve göstermelik bir senaryodur.

Eğer istenseydi, kazadan 10 dakika sonra, altı kişinin de üzerinde bulunan ve bunlardan sadece bir tanesinin cep telefonunun verdiği sinyallerle kazazedelerin tam yeri tespit edilebilir, kurtarma helikopterleri bölgeye ulaşırdı. Bilgi de, teknoloji de bu iş için ülkemizde vardır. 112’yi suçlamak ise sadece ahmak kafaların “sıyrılma” çaresidir fakat bunu Kenan yemez.

Maalesef ki Döngel Köylüsünün “köylerinin üstünden ve alçaktan uçan kırmızı bir helikopter geçtiği, daha sonra da patlama sesi duyduklarını, daha sonra bu durumu ilgili makamlara telefonla ilettiklerini”… Bu sözler gerçektir…

Döngel köylüsüne “konuşma yasağı koyan” kimler dersiniz? Enkaza ilk ulaşan köy korucularını susturan, ellerinden telefonlarını alan, koruculara “konuşma yasağı” koyan kimlerdir?

Hadi, sıkıysa konuşturun köylüleri… Aralarından bir tanesi konuşup, “faili meçhul” olmak ister mi acaba?

Bu konuda anlatacaklarım çoktur. Tezgah Fetullah Terör Örgütü’nündür, “Ergenekon safsatalarıyla ilişkilendirilmek adına” tezgahlanmıştır, fakat Vatandaş Kenan bunu yememiş ve “kaza”nın olduğu gün internet sitesinin en üst sayfasında yer vermiştir.

Ergenekon safsatalarının geçmiş dalgalarını hatırlayın. Geçin dalganızı bakayım… 11’inci dalga mıydı? “Baykal’a ve Bahçeli’ye de Ergenekoncular tarafından suikast düzenlenecekti…” Bu lafları ben etmedim. Hizbullahçı Tayyip’in Ergenekon savcıları haber verdiler. Fakat içlerinde Muhsin Yazıcıoğlu da var” diyemediler…

Oysa Muhsin Yazıcıoğlu’nun bindiği kırmızı helikopter’in arka pervanesine “uzaktan kumandalı bombalı düzenek” kondu. Havalandıktan kısa bir süre sonra patlatıldı. Pilot ve yolcular yüksek gürültü çıkaran helikopterin motor sesi sebebiyle patlamayı duymadı fakat pilot kontrolü kaybederek uzun bir süre alçaktan uçtu. Üstelik pilot acemi ya da sıradan bir pilot değil, bir çok tehlikeli durumda bile kullandığı helikoptere hükmedecek tecrübeli bir pilottu ve bu olayda çaresiz kaldı, aracını yükseklere havalandıramadı.

Çok yoğun sis olduğu, dondurucu soğuk olduğu doğru fakat yoğun bir kar yağışı olduğu yalandır. Yoğun bir kar yağışı olsaydı helikopteri tamamen kapatırdı.

Helikopterde bir radar cihazı vardı ve yoğun siste bile karşısına çıkacak dağları ve tepeleri fark edebilirdi. Helikopter çok alçaktan uçarak 150 metrelik bir tepeye çarparak infilak etti. Oysa bu helikopterin yüzlerce metre yüksekten uçması gerekiyordu, çünkü yolu uzundu.

Yerden yüksekliğini gösteren cihazın çalışmaması söz konusu olamazdı. Pilot hatası olamayacağı gibi, pilotun Muhsin Yazıcıoğlu’nu bilerek ve isteyerek öldürebileceği de düşünülemezdi.

Bu tezgah Ergenekon safsatalarının bir parçası olarak düzenlendi fakat Fetullahçıların elinde patladı.

Bölgeye giden ve iki gün sonra ancak ulaşabilen ilk kurtarma timi gelmeden saatler önce Fetullah Terör Örgütü’nün elemanları olan subaylar, bildikleri tezgahın delillerini sildiler. Helikopterin içinden bazı cihazları sökerek yok ettiler.

Helikopter düştükten sonra İHA muhabiri İsmail Güneş 112 Acil Servisi aramıştır. Bu konuşmada bacağının kırık olduğunu, helikopterde bulunanlardan sadece BBP Sivas il Başkanı Erhan Üstündağ'ın inlediğini, BBP Sivas il başkan yardımcısı Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe'den ses gelmediğini, Muhsin Yazıcıoğlu'nu ise ortada olmadığını söylemiştir.

Bu konuşmalar İsmail Güneş'in son konuşması olmuştur. Kazadan 48 saat sonra helikopterin enkazı ve Muhsin Yazıcıoğlu dâhil 6 kişinin cesedi, arama ekipleri içerisinden 17 gönüllü civar köylüsü tarafından Sisne ve Kızılöz Köyleri arasındaki Keş Dağı Kuru Dere Kanlıçukur mevkiinde bulunmuştur.

Enkaz, 48 saat süren arama çalışmalarının yapıldığı bölgenin içerisinde değil 115 km uzağındaydı.

Alman bilirkişilerin bile içinden çıkamayacağı bu tezgah öyle bir ustalıkla hazırlanmıştı ki, bu iş için uzmanlaştırılmış Fetullahçılar bile başarılarına hayran kaldı. Bundan daha temiz bir iş olamazdı.

Hadi buyurun, sıkıştırın Hizbullahçı Tayyip’i… Telefon sinyallerini birkaç dakikada kesin ve net bulabilecek bir teknolojiye sahip olan Türkiye, nasıl ve hangi sebeple 115 km ötede 48 saat oyalandı?

Enkazdan 500 metre uzaklıktaki gazeteciye, kurtarma timindeki 3 bin kişi ve 25 helikopter nasıl ulaşamadı? Donup ölmesi mi beklendi? Anlatacaklarını hiç kimsenin duymaması mı gerekti?

Acaba bu yaşananlar Tayyip’in helikopterinin başına gelseydi, Tayyip kaç saniye sonra kurtarılırdı?

Bu olayda en dikkat çekici kısım: Kurtarma timinin başına geçerek her yere telsiziyle emirler yağdıran ve köylülerin ısrarla işaret ettikleri yöne değil de ters yöne insanları gönderen bu Hizbullahçı zat kimdir?

İşte bu Hizbullahçıyı bulup konuşturursanız, Muhsin Yazıcıoğlu’nu Tayyip'in emriyle  Hakan Fidan ve MİT ajanları tarafından öldürüldüğünü bulursunuz...

Suç delillerini yok eden Binali Yıldırım ve çetesi...


11/11/2012

Kenan Akkuş (esrehber)

https://www.facebook.com/kenan.akkus.eskisehir (Kapatıldı)




MİT, TAYYİP'İN EMRİYLE SUİKAST 
PLANLARI YAPMAYA DEVAM EDİYOR
ÇOK SAYIDA TOPLU KATLİAMLAR YAPACAKLAR
MİTİNGLERİ KANA BULAYACAKLAR




FACEBOOK,
TÜRKİYE'DEKİ TERÖRE
DESTEK VERİYOR

TAYYİP’İN EMRİYLE MİT, TEMİZLİĞE DEVAM EDİYOR
ANKARA’NIN GÖBEĞİNDE DEVLET TERÖRÜ


RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN KATLİAM EMRİNİ VERDİĞİNİ
 SEKİZ GÜN ÖNCE KAMUOYUNA SUNDUM, ERTESİ GÜN 
 https://www.facebook.com/esrehber 
İSİMLİ FACEBOOK SAYFAM KAPATILDI...


ULUSAL KATİLİMİZ TAYYİP VE  DEVLETİN TERÖR ÖRGÜTÜ MİT

Reyhanlı Katliamı:

52 kişinin öldüğü, 146 kişinin yaralandığı korkunç olayda Recep Tayyip Erdoğan, saldırının Suriye gizli servisi tarafından yapıldığı ileri sürdü. Katliamın arkasından El Kaide terör örgütü çıktı. MİT, katliamın yapılacağını bir ay öncesinden tespit edip Recep Tayyip Erdoğan’a bildirmesine rağmen hiçbir önlem alınmadı. Jandarma Eri Utku Kalın’ın istihbarat yazışmalarını Redhack’e sızdırmasıyla olay ortaya çıktı.  Reyhanlı Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, El Kaide teröristleri maşa olarak kullanılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla  soruşturmada gizlilik kararı verildi…

Diyarbakır Katliamı:

Patlamadan birkaç gün önce bombayı koyan Orhan G’nin gözaltına alındığı  ve serbest bırakıldığı anlaşıldı.. Herkes miting meydanına didik didik aranarak girerken bu şahıs aranmadı. O kadar büyük bomba aranmadan miting meydanına soktu. Saldırgan bombayı bıraktıktan sonra elini kolunu sallaya sallaya alandan çıktı. Recep Tayyip Erdoğan PKK’yı suçlarken, katliamın arkasından IŞİD çıktı. Diyarbakır Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, IŞİD teröristleri maşa olarak kullanılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla  soruşturmada gizlilik kararı verildi…

Suruç Katliamı:

Suruç Katliamının bombacısı Abdurrahman Alagöz olduğu ortaya çıktı. Katliamda canlı bomba olarak intihar etti. Abdurrahman Alagöz IŞİD terör örgütü üyesiydi.  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla soruşturmada gizlilik kararı alındı.  Suruç Katliamı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MİT tezgahlamış, IŞİD teröristleri maşa olarak kullanılmıştı.

Ankara Katliamı:

Şimdi Ankara katliamı ve resmi makamlara göre 97 kişi öldürülmüştü…
Oysa gizlenen rakam 127 kişi…

Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla soruşturmaya gizlilik kararı alındı…

Seçim arifesinde neden bu katliam tezgahlanmıştı?
Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yöneticileri, muhalefet partisine oy yerenlerin miting alanlarından kaçmasını mı istiyordu?

AKP mitinglerinde kuş uçurtmayan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin seçim mitinglerinde ve protesto yürüyüşlerinde halkın güvenliğini neden ihmal etmişti?

Ölen 97 kişinin arasında polis yoktu…
Her mitingde halkın arasında görev yapan sivil polisler ve MİT ajanları, Ankara mitinginde neden yoktu?

Katliam yapılacağını polis ve MİT biliyor muydu?

Evet…. Maalesef biliyordu…

Emir büyük yerden, Recep Tayyip Erdoğan’dandı…

Tezhag MİT’in ve Hakan Fidan’ın projesiydi…

Maşa her zaman olduğu gibi IŞİD militanlarıydı…

Kenan Akkuş (esrehber)
10/10/2015

NOTUlusal Katilimiz  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bir çok Facebook sayfam kapatılmış, bir çok sayfam engellenmiştir. Devletin terör örgütü MİT, katliamlarda Facebook yönetimiyle ortaklık yapıyor. İhbarlar engelleniyor. Kamuoyuna suç duyurusunda bulunuyorum.

2 Mayıs 2014 Cuma

İŞTE SİZE POLİS TEZGAHI



İŞTE SİZE POLİS TEZGAHI

Tarih 1 Mayıs 2014
İşçi bayramı(!)…
Efkan Ala’nın özel olarak İstanbul’a atadığı polisleri görüyorsunuz…
Hepsi seçmece…
Suçlu bir öğrenci bulamıyorlar…
Suçlu bir öğrenci yaratıyorlar…
Zorla poşu bağlayıp fotoğrafını çekiyorlar…
Sonra gözaltı…
“Yüzünü poşuyla kapatmış eylemci yakaladık…”
Her biri 100’er lira ödül alıyor…
Kelle başına 100 lira…
Yıllar önce bana da bir tezgah hazırladılar…
Başrolde Ömer isminde Yozgatlı bir orospu çocuğu…
Eskişehir Ekipler Amirliği’nde sıkılıp savcılara maşalık yapan bir piç…
Bana tezgahı kuruyor…
Ertesi gün deli raporunu aldırıyor…
Emreden Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil…
Rüşvetçi orospu çocuğu…
Mafyaların cinayetlerini örtbas eden bir sürüngen…
Heyete dahi girmeden, bu iki orospu çocuğu sayesinde iki adet deli raporuna sahip oldum…
Ağzınızla kuş tutsanız bu raporu size vermezler…
Ya milyonlarca lira vereceksiniz bu polis Ömer’e ve Savcı Celalettin’e…
Ya da harbiden deli olacaksınız Harun Yahya gibi…
Allah Kitap diyeceksiniz… Sarı memeli kedileri seveceksiniz…
Sonra Tayyip’le işbirliğine gidip Fetullah Gülen ve Fetullahçılar hakkında sahte belgeler üreteceksiniz, sahte kasetler düzenleyeceksiniz…
İki şerefsiz zırdeli…
Hırsız Tayyip ile komplo uzmanı Adnan Oktar…
Allah akıl fikir versin…

Kenan Akkuş (esrehber)